Doğru müdahale ile prematüre bebekler yaşıtlarını yakalayabilir

Türk Neonatoloji Derneği’nin yenidoğan alanında uzman hekimlerin üye olabildiği bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirten Prof. Dr. Esin Koç, “Temel prensibimiz Türkiye’de yenidoğan bebeklerin yaşam şansını arttırmak ve bebeklerin daha sağlıklı yaşamalarını sağlamaktır. Bunun için de özellikle bu alanda çalışan, başta yenidoğan uzmanı ve asistan hekimleri olmak üzere hemşireler, çocuk hekimleri hatta bu bebekleri ambulanslarla nakleden diğer sağlık personelinin mesleki gelişimlerini hızlandırabilmek için eğitim faaliyetleri düzenliyoruz. Ayrıca araştırmaları, projeleri destekliyor bunun için uluslararası neonatoloji dernekleri ile de iş birliği içinde çalışıyoruz. Toplumda da yenidoğan sağlığı ile ilgili farkındalık yaratarak aileleri bilgilendiriyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Koç, yenidoğan hekimi olmanın da kolay olmadığını altını çizerek, prematüre bebeklerin doğru ellere doğmasının önemine değindi ve şunları söyledi, “Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının yenidoğan uzmanı olabilmesi için 3 yıl daha ihtisas yapması gerekiyor. 3 yıl boyunca sadece yenidoğan alanında çalıştıktan sonra yenidoğan uzmanı olunabiliyor. Bu bebekler o kadar küçük ki onlara verdiğimiz oksijenin miktarı, akciğerlerine verdiğimiz basıncın miktarı bile çok dikkatli ayarlanmalı. Bu konuda yapılan bir hata bebeklerde ciddi olumsuz sonuçlara yol açabilir. O nedenle prematüre bebeklerin çok iyi yoğun bakım ünitelerinde ve uzman yenidoğan hekiminin olduğu yerlerde doğmaları çok önemli. Ailelere tavsiyem gebelik takiplerini çok iyi yaptırmaları ve önceden doğum yapacakları hastaneleri araştırıp, yenidoğan ünitesi ve yenidoğan uzmanı olan yerlerde doğum yapmaları.”

Prof. Dr. Koç, “Bir bebeğin gelişimini tam olarak tamamlayıp doğması için 40 hafta gerekiyor. Bu süre 40 + 2 ya da 40 -2 hafta gibi düşünülebilir. Eğer bir bebek 37. gebelik haftasını tamamlamadan dünyayı geliyorsa ona prematüre doğum denilir. Ancak 35-37 hafta arasında doğmuşsa bu daha geç bir prematüre doğumdur. Özellikle 32 haftanın altında doğmuş ya da 1500 kilogramın altında doğmuşsa bu prematüre bebekler daha küçük olduğundan onlarda daha çok sağlık sorunu görülebilir.” dedi ve prematüre doğum nedenleri hakkında şu bilgileri paylaştı, “Prematüre doğum tek bir nedene bağlı değildir. Anneye, bebeğe ya da ortama ait nedenler prematüre doğuma sebep olabilir. En sık karşılaşılan nedenlerden bir de enfeksiyondur. Özellikle anne gebeyken son aylarda geçirilmiş ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, vajinal enfeksiyonlar ya da su kesesinin zamanından önce açılması ve amniyon sıvısı dediğimiz bebeğin içinde bulunduğu suyun enfekte olması nedenler arasındadır. Ama bunun dışında başka nedenler de olabiliyor. Örneğin, annenin astım, diyabet, tiroit gibi bir kronik hastalığının olması, kalp hastalığı, tansiyon, böbrek hastalığı, stres, beslenme bozuklukları gibi durumlar da erken doğuma neden olabiliyor. Fakat bazen de hiçbir neden bulunamıyor, onun için her zaman bebeğin prematüre doğma ihtimali olabilir.”

Prematüre bebekleri bekleyen olası sağlık problemlerine de değinen Prof. Dr. Esin Koç, “Yenidoğan ölüm nedenleri arasında prematüre doğum ve ilişkili sorunlar birinci sırada yer alıyor. Miadından önce doğan ve akciğerleri henüz gelişimini tam olarak tamamlamamış bu bebeklerde en sık görülen sorunlardan biri de solunum güçlüğü sendromudur. Bebek ne kadar erken doğmuşsa, solunum güçlüğü sendromu riski de o kadar artar. Örneğin, prematüre olan ama zamanından sadece 15 gün önce doğan bir bebekte risk çok düşükken, 26-27 haftalık doğmuş çok küçük, 600 gramlık bir prematürede %80-90’lara varan oranda solunum güçlüğü sendromu görülebilir. Prematüre doğum olacağı zaman bunu önceden fark eden kadın doğum hekimi tarafından anneye steroid uygulaması yapılması gerekir, çünkü antenatal dönemde steroid yapılan bebeklerde bu risk düşer. Ayrıca 1970’lerden sonra tüm dünyada kullanılmaya başlanan sürfaktan tedavisi, bu bebeklerin sağkalım yüzdelerinde olumlu değişikliğe yol açtı. Ancak hastaneden taburcu olmak ile süreç bitmiyor prematüre bebeklerin takibi de çok önemli” dedi.

Prematüre bebeği olan ailelerin, “Bebeğim yaşayacak mı?” sorusundan sonra en çok prematüre bebeklerinin büyüme hızının ne zaman yaşıtlarını yakalayacağını sorduklarını dile getiren Prof. Dr. Esin Koç, sözlerine şöyle devam etti: “Bu bebekler küçüktürler ama aslında güçlü bebeklerdir. Onlara kahraman bebekler diyoruz. Fizik gelişimleri özellikle aileler için çok önemli oluyor. Çünkü annelerin psikolojisini de etkiliyor. Genellikle bu bebeklerin baş çevresinin, yaşıtlarını yakalaması bebeğin beyin gelişimini göstermesi açısından çok önemlidir. Bir yaşından önce özellikle altıncı ayda baş çevresi uygun boyuta gelen prematüre bebekler genellikle ağırlıklarını da bir yaş civarında yakalayabiliyorlar. Yaşıtlarını yakalama göstergesi olarak en son boy geliyor. Zira bu bazen 3 yaşını bulabiliyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir