Dünyada el yıkama oranı düşük; Türkiye’de sonuç yüz güldürücü

Pek çok hastalık vücuda eller yoluyla bulaşıyor. Solunum ve damlacık yoluyla bulaşan hastalıklar öncelikle ellerden insanlara geçiyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gürkan Mert,15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’ne dair açıklamalarda bulundu.

El yıkamaya uyumla ilgili dünyada çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Mert, “Başka ülkelerde yapılmış çalışmalar insanların yüzde 40’ının el yıkamaya uymadığını gösteriyor. Bu son 2 yıl içerisinde yapılmış bir çalışma. Farklı ülkelerden örneklemeler alınmış. Bin ila bin 500 kişi izlenmiş. Bu kişilere nasıl ve ne sıklıkla ellerini yıkadıkları sorulmuş. El yıkama uyumu yüzde 38.8 çıkmış. İnsanlar ellerini koronavirüse rağmen yıkamıyor. Türkiye’de ise soru-cevap şeklinde bir anket tarzında araştırma yapılmış. Türkiye dünyadaki oranın çok çok daha üstünde, bizde el yıkamaya uyum yüzde 55-60 civarlarında. Dünya ortalamasının çok üzerindeyiz” diye konuştu.

‘Doğru el yıkamada elleri 20 saniyeden aşağı bir sürede yıkamayın’ uyarısında bulunan Prof. Dr. Mert, “Bu yıkama esnasında sabun kullanmamız gerekiyor. Sıcak su, soğuğa oranla daha faydalı değil. Sıcak su elleri tahriş edebiliyor. Elleri yıkadığımız su en fazla 40 derece ve o sıcaklık da bakterileri öldürmeye yeterli değil. O nedenle sıcak su kullanarak ellerinizi fazla tahriş etmeyin. Bunlar parmak aralarında tahrişe neden olabiliyor. Önemli olan el yıkama esnasında sabun kullanımı. Sabunsuz el yıkama bakteri ve virüslere karşı başarılı olamıyor. Bir çalışma ise sabunsuz el yıkamanın yüzde 30 civarında temizlik sağladığını gösteriyor. Eller tam manası ile temizlenemiyor” ifadelerini kullandı.

El yıkama esnasında ellerin karanlık noktaları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mert, “Özellikle tırnak araları ve baş parmaklar çok önemli. Sadece ovuşturmak önemli değil. Ellerin karanlık noktaları da temizlenmeli. El yıkamaya el bileklerini de dahil etmek gerekiyor. Hatta bazı durumlarda dirseklere kadar da yıkamak gerekebilir. Çocuklar mutlaka okul içerisinde tuvalete girip çıktıktan sonra ellerini yıkamalılar. Tuvaletlerde kapı kollarını tutabiliyorlar, sıralarda hapşırdıkça diğer öğrenciler onu elleriyle alıp solunum yollarına bulaştırabiliyorlar. Dolayısıyla el yıkamayı yapmak çok önemli. Sıklığıyla ilgili net bir şey söylemek mümkün değil. En azından tuvalet ve ders sonrası, yemekten önce, sonra ellerin mutlaka yıkanması gerekiyor” diye konuştu.

Bir dezenfektan ve kolonyanın asla el yıkamanın yerini tutamayacağını söyleyen Prof. Dr. Mert, “Biz onları ancak seyahat esnasında, su bulamadığımızda kullanmalıyız. Sabunun önemli etkisi, elimizdeki bakteri ve virüsleri kayganlaştırıp durulama sırasında yok etmektir. Ama biz kolonyayı elimize alırsak, elimizde kalır ve cilt tarafından emilir. Bunların cilde pek çok zararı da mevcuttur. Dikkatli kullanılmazsa, elimizin içerisinde birtakım rahatsızlıklara sebep olabilirler. Alerjilere yol açabilirler” dedi.

En iyi ev temizlik ürününün ise çamaşır suyu olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mert, “Yerlere daha az sulandırılmış bir çamaşır suyu, yerden yüksek yerlere, klavyelere, telefonlara, kapı kollarına biraz daha sertleştirilmiş çamaşır suyu çözeltisi yeterli. Biz koronavirüsü yüzeylerden almıyoruz. Daha çok karşımızda hapşıran insanların solunum yollarımıza bulaştırması ile virüsü alıyoruz” uyarısında bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir